Güncel

"Topraksız Alkan", yaşadıklarını şiir kitabında topladı...

"Topraksız Alkan", yaşadıklarını şiir kitabında topladı...

Okunma: 3625

22 Ağustos 2020 17:04
-A

+A

      Kırşehirli İbrahim Alkan, “Yükü Alanlar Gelsin” adlı Kırşehir’deki üçüncü kitabını çıkardı.
      Kırşehirli İbrahim Alkan, "Yükü Alanlar Gelsin" adlı şiir kitabını yayınladı. Kırşehir Emek Kırtasiyede satışa sunulan şiir kitabı okuyucuları ile buluştu. Kitapta Kırşehir ağzı ile özlem, doğa, tasavvuf, sevgi, aşk, vatan sevgisi, hürriyet sevgisi konularını işledi. 11'e yakın şiir kitabı bulunan İbrahim Alkan, birçok şiir kitabı imzaladığını belirtti.
İbrahim Alkan, 1953 yılında Kırşehir'in karıncalı köyünde doğdu. İlkokulu köyde, ortaokulu şehirde bitirdi. Lise tahsilini yarıda keserek 1971 yılında işçi olarak Hollanda'ya gitti. 1973'te 18 ay askerlik yaptıktan sonra 1976 senesinde Hollanda'nın Drunen köyüne yerleşti. Futbol oynadı yöneticilik antrenörlük yaptı. Kültür derneklerinde görev aldı. Derneklerde müzik ve folklor faaliyetlerini yönetti.
Yıllardır memleketinden ayrı olan Alkan, memleketinin telâffuzu olan “Kırşehir Ağzı’'yla vatanı, gurbeti, sılayı yazdı. Zamanla yitirilen değerleri, değişen fizikî şartları şiirlerinde işleyerek okuyucusuna sundu.
        Neşet Ertaş’ı yakından tanıdığını ve birçok anıları olduğunu, hayata ozanca yaklaşımından dolayı şiirlerinin türkü olarak işlendiğini ve Neşet Ertaş'ın bir şiirini türküye uyarladığını ifade eden Alkan, ayrıca Çekiç Ali ve Şemsi Yastıman'ın da 2 şiirini türküye dönüştürerek Kırşehir Halkının gönlünde yer ettiğini belirtti.
Neşet Ertaşın Babası Muharrem Ertaş ile de anılarının olduğunu söyleyen Alkan, Muharrem Ertaş ile keklik avladıkları yılları unutamadığını dile getirdi. Hayatı boyunca şiir yazmaktan bıkmayan ve tüm yaşantısını, özlemini, sevdasını şiirlerinde başarılı bir şekilde işleyen Alkan, yazdığı birçok eserin türkülere çevrildiğini ve çok sevildiğini gururla dile getirdi.
Mahlazı "Topraksız Alkan" olan İbrahim Alkan şu güzel dörtlüklerle şiir macerasını anlatır:
“Aşkın tarlasına madımak ektim
 Getirdim kağnıyla harmana döktüm
 Gönül yaylasına bilezik çektim
Sesim yankılanır gelir kendime.
 

       Topraksız Alkan, yurdunda yaşayan birçok ozandan daha bağlıdır memleketine. Çalıştığı gurbette çoluk çocuğu ile mutlu bir hayat sürerken çocukluğunun geçtiği yerlerdeki bozulmaya uzaktan şahitlik eder.   
Gezdiği gördüğü yerlerden etkilenir, olaylardan ibret alır. insanları uyarırken hepsine milliyet ayırmadan baba şefkati duyar. Avrupa izlenimlerini ve Kırşehir anılarını şiirlerinde iç içe başarı ile işler.
Uzaklarda çalışırken gönlünde hep köyünün özlemi vardır:
Elim boşalsa da köyüme gitsem
Dağlarında yine at öküz gütsem
Kınalı kekliğin taklidin etsem
Ötüşüme cevap gelir uzaktan
 

Fakat köylerde eski canlılığın bereketin izi yoktur:
" Yaylamıza bakar iğdeli Dağı
Yeniyapan Terziali ortağı
Yamaçlarda olan tarlayı bağı
 Eken yoktur tanınmıyor bozlaktan "


Eski sevdalara da rastlanmaz:
"Ocağın üstüne koyardı sacı
Domates böreği gönül ilâcı
Tarhana pişirse naneli, acı
Kınalı ellere yakışır derdim."

 
Topraksız Alkan, memleketinin her ozanı gibi güzele tutkundur; güzeli sever ve şiirlerinde onlara selâm gönderir:
Sırma saçlım zaten düşünür bizi
Tarladan dönerken bakışır derdim
Taşların üstüne dökünce tuzu
Koyunlar kuzular akışır derdim."

 
İzine gelmek için yaz tatilini iple çeker. Burnunda buram buram tüten hasret kokusuyla özlediği köyünü:
Kekliğin azalmış, bulunmaz turaç
Yokluğun üzüntü koyarmış köyüm
Bir yanın meşelik bir yanın kıraç
Arkasını dağa dayarmış köyüm.
 

Orta çeşmen şırıl şırıl aktıkça
Gövnük gövnük hasretliğin yaktıkça
Her sene izinde sana baktıkça
Topraksız Alkanım dayarmış köyüm
. ” diye anar.
 
Her islediğinde gidip göremediği memleketi için;
 
"Kekliğin mekânı dağda olmadı
Felek yüzümüze niye gülmedi
Gözü yolda ise niçin gelmedi
Gurbet ili sıla tuttum gidemedim
” diye de ekler.
 
Yok olan kültürel değerlerden eski “Kırşehir Yemeklerini bir dörtlüğünde şöyle işler:
“Bitik pekmez, kabaklıyla balbalı
Dolma, köfte, pilav, tarhana aşı
Çölmekte keşkahla bir arabaşı
Vardı ama şimdi hepsi yok oldu”

 
Kırşehir ve çevresindeki türbelerde yatan ulu kişileri de şiirlerinde konu alan şair “Ahi Evran, Âşık Paşa, Kaya Şeyh ve Hacı Bektaş’ı şiirlerinde sitayişle anar.
Ahi Evran için:
“ Yalandan uzak durmuşsun
Daim doğru yol görmüşsün
Kurbağları susturmuşsun
Dediler ben sana geldim.
 

Topraksız Alkanım hatır
Sayan bir zat al da götür
Senin için oldu yatır
Ondan ben türbene geldim
." der.
 
'Seni Sayıkladım? şiirinde lirik bir halk şairi edası vardır:
“Kuşlarla şarkı söylediğim gün
 Seni sayıkladım seni düşündüm
 Gözlerime uyku girmedi üç gün
 Seni sayıkladım seni düşündüm.

 
Topraksız Alkan un haberi saldım
Sevindim, üzüldüm, düşündüm, daldım
Gerçekler karşısında çaresiz kaldım
Seni sayıkladım seni düşündüm."

 
Memleketinin yaylalarında ıssızlığı işleyen şu dörtlüklerinde çağdaş bir “Bayburtlu Zihnî” tavrı görülür:
Deresine indim bakındım arga
Kuzuyu çobana katmayan gitmiş
Ötmüyor kuşları görünmez karga
Alçaktan yüksekten atlayan gitmiş.
 

Issız yaylalarda kim duyar yeli
Bülbülü ötmüyor suskundur dili
Açılmış çiçekler, dökülmüş gülü
Zamanlı zamansız çatlıyan gitmiş
 

Memleketinin güzellerine özlemini;
“Kürk yaptırdım sana aşkın gönünden
Seher ile saldım kıble yönünden
Ipıl ıpıl gözlerimin önünden
Yâr hayalin geldi geçti bilesin. ”
dörtlüğünde dile getirir.
 
Son olarak şairin dileğine katılıyor:
“Gönülden dillere eyledim hitap
 Alın da okuyun beni dostlarım
 Aradım, derledim, yaptırdım kitap
Bulan da okuyun beni dostlarım. ”
çağrısının karşılık bulacağına inanıyoruz.
 
 

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku