Genel

BİZİM KÜLTÜRÜMÜZÜ ANLATAN BİR DİZİ "BİR ABDAL"

BİZİM KÜLTÜRÜMÜZÜ ANLATAN BİR DİZİ "BİR ABDAL"

Okunma: 558

10 Mart 2021 15:01
-A

+A

 

Gazetemiz Muhabiri Meyra Atak Bir abdal dizisinin hem senaristliğini hem yönetmenliğini yapan Onur Gönen ile bir söyleşi gerçekleştirdi.
Onur Gönen , gerçekleştirdiği söyleşide projenin gerçekleşme sürecini bizlerle paylaşırken dizinin gidişatı hakkında bazı tüyolar verdi.
İnternet dizisi olan Bir Abdal dizisi zor şartlarda ve yoktan var ederek ortaya konan bir proje olduğuna dikkat çekmek isteriz.Diğer dizilerden kendini ayırarak samimi ve içimizden birileri ile karşılaştığımız dizide kültürümüzle insanımızla gerçek aşkı, saflığı ve insanlığı anlatan bir dizi.
Meyra atak: Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Onur Gönen: Doğma büyüme Kırşehirliyim. Aslen Artvinliyim. Ege Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü bitirdim. Bir süre İstanbul’da çalıştım. Ekseriyette İzmir’deydim.Orada arkadaşlarımızla beraber proje yazdık ve bunun sonucunda sinema okulu işlettik. Bu işin eğitimini de verdik. Daha çok kısa film belgesel çekiyorduk, sektörde işi biraz öğrenince Kırşehir’e kendi toprağımıza gelip buranın zenginliklerinden faydalanarak ve buna ihtiyaç olduğunu da hissettiğim için kendi topraklarımda bir şeyler yapmak istedim. Açıkçası memleketimin aşığı bir insanım, buralara bağlıyım.
M.A: Bir Abdal dizisinin yazarlığını da senaristliğini de siz yaptınız. Merak ediyorum bu ilk projeniz miydi?
O.G: Bu benim ilk projem değil daha önce kısa film belgesel gibi bu tarz bazı projelerde yaptım.İzmir’de bir ekibimiz vardı ve bu ekiple birçok ödül de aldık. Netice olarak az çok da bir şeyler öğrendik yani anlayacağınız içinde bulunduğum ilk proje değildi ama internet dizisi olarak ilk proje.
M.A: Kırşehir’e gelmeye nasıl karar verdiniz peki o süreç nasıl ilerledi?
O.G:İnsan kendi yurdundan başka bir yerde olduğu zaman kendi memleketinin değerini daha iyi anlıyor, memleketinin özelliklerini daha iyi görebiliyor. İstanbul ya da İzmir gibi şehirlerde yaşayanlar için buranın kültürü çok ilginç, enteresan ve samimi. Burada yaşarken bunu fark etmiyorsun ama ben ordayken fark ettim ki bizim dizilerimiz, filmlerimiz içtenlikten, halktan ve samimiyetten uzak. Bunlar olmadığı için halkın daha çok bu noktada beklentisi olduğunu ve bunu kendi kültürümüzle verdiğimiz zaman halkın da hoşuna gideceğini düşündüm. Askerliği yaptıktan sonra tamamen bu amaçla da Kırşehir’e geldim. Kırşehir’e geldiğimde ne bir ekibim ne de ekipmanım vardı.Buradaki herkes sinemaya yabancı olunca bende işe ilk önce ekibimi eğiterek başladım. Daha sonra ekipman gibi araç gereçleri, İzmir’deki sinema okulumuzdan sağladım. Yolculuğumuz bu şekilde başladı. 
M.A:Yoktan var ettiniz yani?
O.N: Evet yani bir şeyler yapmaya çalıştım. Eğittim öğrettim ekibimle beraber bir şeyler yapmaya çalıştık.
M.A: Senaryodan biraz bahsedebilir misiniz? Konusu ne?
O.G: Bizimburadaki temel ilkemiz, amacımız o kadar güçlü bir kültürümüz var ki neden bunu kullanmayalım.Öncelikle buradan yola çıkarak hareket ettim. Bir de İstanbul piyasası diye bir şey var. İstanbul piyasasının olaylara bakış açısı daha farklı. Tam olarak gerçekleri, gerçek bizleri yansıtmıyor. Amaher şey bu İstanbul piyasasının tekelinde olduğu için onlar bize ne verirse bizde onu alıyoruz. Bu durum aslında beni böyle bir projeyi hayata geçirmeme teşvik etti diyebilirim.Maddi olarak onların karşısında duracak biri değilim fakat şunu çok iyi biliyorum böyle güçlü bir kültür mutlaka dikkat çekecektir. Bunun farkında olduğum için önce İstanbul piyasasını eleştirmem gerekiyordu. Bende olaylara daha gerçekçi yaklaşarak bu eleştiriyi yaptım. Peki, bu eleştiri neydi? Karakterlerin hepsinin zengin olması, fakir bir karakterin bile son model bir araba kullanması. Bunlar gerçek dünyada az rastlayacağımız türden durumlardır.Varlık kelimesinin karşılığı sadece para, ev, araba değildir. Bilgin ve kültürün ölçüsünde de varsın. Bende bunun eleştirisini yapabilmek için öncelikle zengin şirket sahibi bir karakterimizin olması gerektiğini düşündüm.Bu karakter zengin bir şirket sahibinin oğlu ve Kırşehir’e gelmek zorunda kalıyor. Bunun yanı sıra aşktan da bahsettim ve aşkı tenden almak istedim. Çünküİstanbul piyasasının bize empozelerinden birinin de bu yönde olduğunu düşünüyorum. Bunun eleştirisini de Karakterimin kişiye değil de sese aşık olmasıyla ön plana çıkardım. Burada karakter hiç görmeden yalnızca sesini duyarak aşık olunabileceğini gösteriyor.Anlayacağınız o zengin karakter sese âşık oluyor. O sese ulaşmaya çalışıyor. Mesela dizi de bir sahne var. Bu kültürün insanı karaktere evlenebilmen için varlıklı olman gerekiyor diyor. Bizim zengin karakterin zenginliğindeki varlık değil ama bu bahsedilen varlık. Davul çalabiliyor musun? Zurna çalabiliyor musun? Böyle bir varlık kastediliyor. Bu şekilde biraz sanata da değiniyorum aslında. ‘Çalgı çalmasını bilmeyen insan, insan ruhundan anlar mı hiç’ diyor bizim kültürün insanı. Özetlemek gerekirse meselemiz bu. Olayı maddiyattan almak. Günümüzde herkesin bir şekilde parası var. Eskisi gibi değil artık hiçbir şey.İnsanlar kredi çekiyor isteği şeyi alıyor artık ama mutluluğu alamıyorsun. Meselenin aslında varlık denildiğinde karşılık olarak para değil de varlığa karşılık olarak huzur, mutluluk gelmesine dikkat çekmek istedim. Bunu anlatmaya çalışıyoruz. Tabi ki eksiklerimizde var. Çünkü burada biraz ben beyin olmaya çalışıyorum ekibimde eğittiğimiz arkadaşlarım ortaya ne çıkacak bilmeden çalıştı. Biraz daha imkân olsa tabi ki bunun üstüne de çıkarız bu konuda da kendimize çok güveniyoruz ve ben inanıyorum ki bu güçlü kültürle samimi bir şeyler çıkarttığımız sürece her zorluğun üstesinden geleceğiz. Eksiğimiz var elbette ama zamanla o da azalacaktır. Bizim çekim yaptığımız şartlarda çekim yapmak gerçekten çok zor ve zahmetli. Herkes bunun altından kalkamayabilir. Biz gayretlerimizle olmayan yerleri kurtarıyoruz.Dizinin gidişatından da biraz bahsetmek gerekirse o zengin çocuk o kızın peşinden koşacak. Ona ulaşmaya çalışacak. İzleyicilerimiz kızı biraz merak edecek.
Aslında burada kadın karakteri bu kadar gizemli tutmamın sebebi de bir şeye çabuk ulaşılmasın ve biraz çaba olsun istediğim için. Çünkü aslında biz bunu özledik. Şimdi baktığımda sosyal medya çıktı katalog seçer gibi seçiliyor. Aşk bu değil ki. İnsanın biraz kalbi atmalı, onu hissetmeli, onunla konuşurken gözünün önü kararmalı bunları da anlatmak istiyorum izleyicilerimize.
M.A: Peki, çekimler nasıl ilerledi herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı?
O.G: Öncelikle oyuncular bir kere amatör onun bir zorluğu var. O vermek istediğim hissi alana kadar 15, 20 tekrar yaptım.Aslında benim bir felsefem var orijinalin en kötüsü en iyi replikadan iyidir. Yani dizideki herkes kendini oynuyor. Mesela taksici Erdal diye bir karakter var, gerçek hayatta da taksici Erdal. Oyuncularım amatör olsa da gerçek hayatta ki meslekleri ne ise dizide de o meslekteler.Tabi benim oyuncularım oyuncu değil, onları başka bir karakterde oynatamazsın. Para verip oyuncu bulamayacağımı düşününce böyle bir fikir aklıma geldi.O zaman ben bu karakterlere karşılık gelecek gerçek karakterler bulmalıyım düşüncesinden yola çıkarak böyle bir çözüm ürettim. Elbette zorluğunu da yaşadık. Mesela bir de çalgıcının sahnesi var. Gerçek hayatta çalgıcılar çok geç saatlere kadar çalışabiliyorlar. Tabi gecesinde çalışmış sabah da sahnesi var. Bekledik gelmedi. Aradık öyle geldi ama geldi de saç sakal birbirine karışmış. Artık dedim abi sen git senin sahneni yarın çekelim. Ne dersin. Ne yaparsın. Buradaki herkes gönüllü olarak yapıyor bu işi. Bir de kız  isteme sahnesi var. Sağ olsun taksici Erdal evinde çekim yapmamıza izin verdi. Neyse anlaştık çekeceğiz sahneyi ama ev sahibi sanıyor ki 1-2 saatte çekecekler gidecekler. Bu yüzden arkadaşlarını çağırmış. Sazını, kemanını alanda gelmiş. Biz bir odada çekim yapıyoruz onlarda yan odada eğlence. Tabi çalamıyorlar ses gelmesin diye. Sürekli gelip gidip soruyor ev sahibi çekim ne zaman biter diye. Böyle güçlükle ancak bitirebildik çekimi. Biz kapıya adımımızı attığımız an onlarda başladı çalgılarını çalmaya. Yani zorluk deyince çok fazla yaşadık. Çünkü şartlarda amatördü.
M.A: Bildiğim kadarıyla sponsor bulmadan bu projeyi hayata geçirdiniz. Çok masraflı olmadı mı? Maddi olarak sıkıntı yaşadınız mı?
O.G: Yani şöyle söylemek gerekirse toprak bağışlayıcıdır, vefakârdır. Burası da toprak buranın insanları da toprak gibi..Yani demek istediğim maddi olarak çok zorlanmadık. Çünkü mesela ekipten birisi kek getiriyordu diğeri ekmek. Tabi ben söylemiyordum getirin diye. Onlar sağ olsun kendi gönüllerinden kopuyordu. Belediyemiz de sağ olsun öğle yemeklerimizi karşıladı. Onun dışında da bir masrafımız olmadı. Herkes oynadı, yoruldu, emek harcadı. Bu şekilde ilerledi. Tabi ki bunun zorluğu var. Bizde isteriz profesyonel şartlarda çalışalım. Herkes güle eğlene gelsin. Çünkü herkesin ertesi günü işi var. Bu durumda zorlanabiliyor, gelemeyebiliyor. Bu noktada zorlandığımızı itiraf etmeliyim. Biraz gelirimiz olsa iyi olurdu dediğim anlar oldu.Açıkçası sponsor arayışına bilerek ve isteyerek çıkmadığımızı dile getirmek istiyorum. Çünkü yapı gereği, önce iş ortaya çıksın zaten kendiliğinden gelir düşüncesinde olan bir insanım. Mantalitem bu olduğu için sponsor aramaya çıkmadık. Şimdi işimizi gösterdik,gönül rahatlığıyla biz bunu yapabiliyoruz diyoruz. Tabi artık bu noktadan sonra sponsor olmak isteyenler olacaktır diye düşünüyorum. Hem bir şeyler yapabildiğimizi gösterdik hem de dizi içerisinde hiç argo barındırmayan, sempatik bir dizi bu da sponsor olacak markayı sempatik gösterecektir diye düşünüyorum. Ayrıca fanatik bir kitlemiz bir grubumuzda oluştu onlarla ilerlemeye devam edeceğiz. Netice olarak bizde bu ilgiden büyük bir mutluluk duyuyoruz. Elimizden gelen gayret ve çabayı göstermeye devam ederek ilerleyeceğiz. Özetlemek gerekirse bizim dilimizle bizim kültürümüzü anlatan içten dizimiz, halkımız sevdiği ve istediği sürece devam edecek.  (MEYRA ATAK)
 

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku