Güncel

KİTAPÇI DÜKKÂNLARINI GEZME KÜLTÜRÜ YOK OLDU

KİTAPÇI DÜKKÂNLARINI GEZME KÜLTÜRÜ YOK OLDU

9 Haziran 2018 07:57
-A

+A


            Özellikle öğrencilerin uğrak mekânlarından birisi haline gelmiş olan Sahaf Abdülbari Karabeyeser, “Gerçekten kitap okuru iseniz ve paranız yoksa söylemeden çekip gidebilirsiniz.” sözleriyle karşılıyor gelenleri.Kırşehir'in ilk sahafı, ilk göz ağrısıdır. Sahaf Abdülbari Karabeyeser dükkânına kilit vurmaması ayrıca onu diğer sahaflardan ayıran en önemli özellik.
Yeni Yeşilyurt Gazetesi olarak, Dost Sahaf Kitabevi dükkânının sahibi Sahaf Abdülbari Karabeyeser ile görüştük. En önemli özelliği araştırmacılık olan Karabeyeser, sahaflık mesleğine dair açıklamalarda bulundu.
Türkiye’de sahaflık, önemli ve en eski meslek gruplarından bir tanesidir. Sahaf Abdülbari Karabeyeser, en basit anlamıyla kitap alıp-satan kişidir. Ama mesleğini güzel icra eden sahaflar, aramızdan birer birer ayrılmakta. Türkiye’nin en önemli sahaflarından, Sahaflık, genel anlamıyla eski, artık basımı yapılmayan ya da ikinci el dergi ve kitapların alınıp satılması ya da başka kitaplarla değiştirilmesidir. “Sahaf’’ sözcüğünün aslı Arapça “sahhaf’’tır ve kitap alan kişi, kitapçı anlamına gelir.
 Bu tür kitap satış noktalarını, mekanlarını benzerlerinden ayıran en büyük özellik ikinci el ürünlerin bulunabilmesi ve takas yöntemiyle ticaretin gerçekleşebilmesidir. Özellikle artık basılmayan, kısıtlı sayıda basılan fakat güncelliğini koruyan, ihtiyaç duyulan ya da tarihi önemine ilişkin olarak bir değer taşıyan her türlü basılmış eser bu alışverişin konusu olabilir. Sahaflar, bilimsel veriye ulaşabilmenin kütüphaneler dışındaki kaynak sağlayıcıları olabileceği gibi, tarihtekileri ve bellektekileri somut verilerle günümüze taşıyan önemli sosyo-kültürel mekanlardandır. Dost Sahaf Kitabevi sahibi Abdülbari Karabeyeser ile sahaflık üzerine konuştuk.
“Kitap okuyucusu olarak kitapla hep iç içeydim”
Yıllardır kitap işiyle uğraşan Abdülbari Karabeyeser, sokaktan geldiğini belirterek, işe sokakta başladığını ifade etti. Karabeyeser, “Kitap okuyucusu olarak hep kitaplarla haşır neşirdim. Kitap okumayı seviyordum. Hep edebiyata ilgim vardı. En kolay icra edebileceğim ve anladığım iş kitap işiydi.” diye konuştu.
Sahaflık mesleğini icra etmenin kolay bir durum olmadığından söz eden Abdülbari Karabeyeser, sahaflık mesleğini belli birikim noktasında olan kişilerin icra etmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Abdülbari Karabeyeser, “Sahaflık, göründüğü kadar kolay bir meslek değildir. Öncelikle bu işi icra edebilmek içim kitaptan anlamak gerekli. Örneğin; sokakta korsan kitap satan insanlar, vizyon kitapları ya da son çıkan kitapları bilmek zorunda değil. Ama şöyle bir durum da var. Son zamanlarda en çok alan kitapları satılıyor ve alan kitaplarından anlayan kişi, kişisel gelişim ve kültür kitaplarından anlamayabilir.” dedi.
“Sahaflık; antika değeri olan ya da piyasada olmayan kitapları ortaya çıkarabilmektir.”
Kemal Bulu Abdülbari Karabeyeser , ‘Dost Sahaf Kitabevi’ dükkânının sahaf olarak nitelendirildiğini belirterek, günümüzde ikinci el kitapların satıldığı birçok dükkân olduğunu da söyledi. Karabeyeser, “Sahaflara haksızlık yapmak istemiyorum. Dükkânımda eski kitaplar olmasına karşın sahaf diyemiyorum. Karabeyeser, bambaşka bir şeydir. Sahaflık; antika değeri olan ya da piyasada olmayan kitapları ortaya çıkarabilmektir.” ifadelerini kullandı.
“İkinci el kitapçıların işleri basit değil”
Karabeyeser, ikinci el kitapçılarında işlerinin basit olmadığını belirterek, kitapçıların önemli olduğunu aktardı. Felsefe, sanat, psikoloji, tarih vs. önemli alanlarda önemli yazarları bilmek gerektiğini kaydetti. ‘Hangi yazarın ne alanında ne önemi vardır’ diyen Karabeyeser, “İkinci el kitapçı, hangi kitabın satıp- satmayacağını ya da değerli olup olmadığını anlayabilmelidir. İkinci el kitapçıların işleri daha zor. Çünkü; piyasada sınırlı sayıda kalmış kitapları bulmaya çalışıyorlar. Üstelik diğer kitapçılardan fiyat konusunda daha az ücret talep ediyorlar. Hâlbuki ikinci el kitapçılar, daha pahalı olmalı.” şeklinde konuştu.
“Dünya klasikleri, her biri başyapıttır”
Gazetemiz okuyucuları için özellikle gençlere tavsiyelerde bulunan Karabeyeser, öncelikle dünya klasiklerini okumalarını tavsiye etti. Karabeyeser, “Dünya klasikleri, her biri başyapıttır. Dünya klasikleri içinde beğenilmeyen yada beğenilmeme ihtimali olan çok az kitap barındırır. Dünya klasiklerinin şöyle bir özelliği var. Dünya klasikleri, 200 yıl sonra okunmaya devam eden ve dünyada çok satan kitaplardır.” açıklamasında bulundu.
Karabeyeser, felsefe, edebiyat vs. farklı alanlarda farklı ve aykırı okumalar yaptığını söyledi.  Sevdiği yazarların çok olduğunu belirterek ‘Ön plana bir kitabı ya da yazarı çıkarmıyorum’ diyen Karabeyeser, “Örneğin; Kafka’nın bütün kitaplarını çok severim. Kafka’nın Türk edebiyatında karşılığı Oğuz Atay’dır. Kafka’da zaman ve mekân olayını çok aramayacaksınız. Felsefe alanında Friedrich Nietzsche okumayı severim.” sözlerine yer verdi.
“Belli bir noktadan sonra okuma tarzı oluşur”
Karabeyeser,  kişinin; kişisel duruşu ve bakışı, kimliği, edebiyata bakışı ve kitaba bakışının okuma tarzını belirlediğine dikkat çekti. Karabeyeser, “Okuyucunun bakış açısına göre bir yansıma var. Belli bir noktadan sonra okuma tarzı oluşur. Ben, sanatsal eserleri okumayı severim. Dilin ağır olması benim için problem değil.” ifadelerine yer verdi.
“Çevirmenin sadece dil bilmesi yeterli değildir”
Karabeyeser, Türk edebiyatında Oruç Aruoba’nın değerli bir yazar olduğundan söz ederek, felsefeci ve çevirmen olduğunu dile getirdi.
Çevirmenin önemli olduğuna değinen Karabeyeser, “Çevirmenin sadece dil bilmesi yeterli değildir. Özellikle çeviri şiirde, şair olması lazım ki çevirdiği şiiri güzel çevirebilsin. Şiir, faklı bir dildir. Şiirde yeniden yazması gerekiyor.” diye belirtti.
“Toplumun yapısı okuma süreçlerini belirler”
Toplumun yapısının okuma süreçlerini belirlediğini kaydeden Karabeyeser, toplumun eğitim kalitesinin okuma süreçlerini etkilediğini aktardı. Karabeyeser, “Şu anda ikinci el kitapçılar sıkıntılar yaşıyor. Büyük kitap evlerinde kitap satışlarına baktığımızda ciddi bir oranda kitap satışı var ama okuma oranı düşük. Marjinal bir kesim, okuma süreçlerinde kaliteli okumaya devam ediyor.  Ama genel olarak özelikle gençlere baktığımızda okuma oranında sıkıntılar var.” diye söyledi.
Karabeyeser, sözlerini şöyle sonlandırdı; “Eskiden insanlar, kitapçı dükkânlarına giderlerdi, kitapları karıştırırlardı ve en önemlisi gezerlerdi. Giderek bu kültür ortadan kayboluyor. Teknolojinin gelişmesi ve internet bu kültürün ortadan kaybolmasına sebep oluyor. Günümüzde kitapçı dükkânlarını gezme kültürü yok oldu. İnsanlar, zorunlu değilse kitap almıyor. Gençliğin, edebiyat kalitesi olmayan kitaplara yönelmesi durumu da ayrı bir noktadır. Gençler üniversiteyi okumak ve iş amaçlı okuyorlar. Kendilerini yetiştirme durumu yok. ”

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ALINTI YAZARLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku