Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

95 makale bulunmakatadır

“BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI”

08:00 - 25 Aralık 2020

+A

-A

Okunma: 1077

              Sevgili dostlar  bu başlığı özellikle seçtim. JOHN PERKİNS’in bu kitabı   ilk çıktığında tüm dünyada fırtınalar koparmıştı.
              Bunun için  kısaca  Bretton Woods sistemi ne demektir açıklamakta fayda  görüyorum. Çünkü dünyadaki sistemin ne olduğunu anlamadan  doğru yolu bulamayız.
                 Bretton Woods sistemiII. Dünya Savaşı sırasında Temmuz 1944'te ABD'nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods'da toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans konferansında ortaya çıkan iktisadi sistemdir.Uluslararası para sisteminin kurallarını belirleyen bu anlaşma, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) kurulmasına karar vermiştir. Bu kurumlar, 1946'da, yeterli sayıda ülke anlaşmayı imzalayınca faaliyete geçmiştir.
                Bu sistemin getirilmesini isteyen ABD'nin önerilerini ünlü ekonomist Harry Dexter White sunmuştur. John Maynard Keynes ise İngiliz ekibinin başındadır. Bu konferansta altına dönüştürülebilen tek para biriminin dolar olmasına, diğer para birimlerinin değerlerinin de dolara göre ayarlanmasına karar verilmiştir. O günden bu yana Dolar Rezerv Para birimidir.
                    Yani 1944 yılında imzalanan Bretton Wood Anlaşması sayesinde para birimleri altına endekslenmiş ve ABD dolarının altına endeksli bir rezerv para birimi olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur.
              Bretton Woods Sistemi’ne göre bu sisteme dahil olan ülkeler para birimlerini ABD dolarına endeksleyeceklerdi. ABD doları  ise ons başında 35 ABD dolar sabit fiyattan altına endekslenecekti. Üye ülkeler kurlarını yüzde birlik bir bant aralığında tutmak zorundaydılar.
                Ancak Altın-Dolar bağı  15 Ağustos 1971’de  Başkan Nixon tarafından koparıldı ve o günden bu güne herhangi bir karşılığı olmadan pervasızca dolar basılmaktadır. Yani basılan doların karşılığı Altın yoktur.
               Şimdi gelelim  yazarın  akıl almaz anılarına. Kendisi de bir ekonomik tetikçi olan  John Perkins’e  göre  ekonomik tetikçiler yer küre üzerinde ki ülkeleri  trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir.
               Ekonomik tetikçilerin merkez üssü, Dünya Bankası, IMF, ABD Milletlerarası kalkınma ajansı(USAID) ve diğer yardım kuruluşlarıdır.
                Sahte finansal rapor düzenlemekten, hileli seçimler,rüşvet,zorbalık, seks ve  cinayete kadar her türlü gayrimeşru yöntemi kullanarak özellikle gelişmekte olan ülkeleri  borç yükü altına sokuyorlar. Kullandıkları para birimi tabi ki ABD doları.
             Perkins: “Son çözümde, küresel imparatorluk büyük ölçüde, doların dünyada standart para birimi olarak  kullanıldığı ve  Birleşik Devletler darphanelerinin de  bu dolarları basmaya yetkili olduğu  gerçeğine dayanır… Ancak bizimkiler normal şartlar değildir. Birleşik devletlerin bastığı paranın  arkasında altın desteği yoktur. Aslında dünyanın genelde ekonomimize ve bizi desteklemesi için yarattığımız imparatorluğun gücünü  ve kaynaklarına ulaşabilme becerimize olan  güveni dışında  hiçbir şey tarafından desteklenmemektedir.
Dolar basma imkanımız bile inanılmaz bir güç sağlamaktadır.Bu  diğerlerinin yanında , hiçbir zaman ödenmeyecek borçlar vermeye devam edebileceğimiz ve  kendimizin de yüklü miktarlarda borcun altına girebileceğimiz anlamına gelir.2003 yılının başında  Birleşik devletlerin milli borcu 6 trilyon doları geçmiş ( Bu günlerde 22 trilyon dolar) ve yıl sonunda  7 trilyon dolara- Amerikan vatandaşı   başına kabaca 24.000 dolara ulaşması bekleniyor”. Günümüzde ise fert başına  düşen borç 45.000 dolar olup giderek artmaktadır.
Sonuçta ABD yönetimi  parayı, her ne kadar sınırsız olmasa da  ekonomik bir silah olarak  kullanabilmektedir. Günümüzde olup bitenlerde , ticaret savaşı, kur savaşı nihayetinde REZERV PARA savaşıdır. ABD’nin üstünlüğü de buradan kaynaklanmaktadır.Petrolünü Dolar yerine Euro satacağım diyen Saddam ve Ülkesinin hali ortadadır.
                 JEAN ZIEGLER, “Utanç  İmparatorluğu” isimli Kitabında aynen:  “ IMF Ülkenin borcunu ödeyememe durumu belirince , gırtlak iyice sıkılmaya başlanır. Alacaklılar baskı yaparlar. Washington’dan IMF’nın kabadayıları gelir. Ülkenin ekonomik durumunu  inceleyip bir Letterof İntent( niyet mektubu ) yazarlar. Gırtlağı sıkılan ülkenin hükümeti  “özgürce” bir ilmek daha sıkılmasını kabul eder.
Bütçeden yeni kesintiler mi yapmak lazım? Nereden kesilecek?
Ordunun, gizli servislerin, polisin bütçesinden asla olmaz. Yabancı yatırımcının güvenliğini garanti altına almak için  bu kurumlar esastır. Ordu, ajanlar ve polisler, tehdit nereden gelirse gelsin, leşçi kozmokratları ve  kurumlarını her zaman korumak zorundadırlar. IMF vergilendirmeye de asla dokunmaz. Dolaylı vergiler diye öncelikle tüketimden alınanlar , tamam… Zaten bunlar önce yoksulu vurmazlar mı?  Ama kademeli olarak artan bir gelir vergisi ( veya servet vergisi) ne çılgınlık! IMF’nin görevi ulusal gelirin yeniden dağılımına  yardımcı olmak değil. O ,  vidaları daha sıkıştırmak, gırtlakları daha sıkmak ve  bu yolla  borç taksitlerinin düzenli olarak ödenmesini  sağlamak için kurulmuş. Ödeyememe tehlikesi göründüğünde borçlu ülke  ( IMF zorlamasıyla)  devlet bütçesindeki giderleri kısmak zorundadır. Bunun ucu kime dokunur? Elbette önce dar bütçelilere.
 Üçüncü dünya halklarının  dış borçlarının tümünün iptalinin , sanayileşmiş devletlerin ekonomilerine  ve orada yaşayanların refahına  pratikte hiçbir etkisi olmaz.  Zenginler çok zengin kalırlar ama  yoksullar  biraz daha az yoksul olurlar. Borç ödemek boyun eğmenin göze görünür yüzüdür.
Köle, IMF’nin  niyet mektubu ya da  bir yapısal düzeltme  planını kabul ettiğinde diz çöker. Oysa, ayaktaki köle , her ne kadar elleri ayakları , boynu ağır ve paslı zincirlerle  bağlı olsa da yine de  tehlikeli sayılır.
                            Ekonomik az gelişmişlik, kurbanlarını umutsuz bir yaşama hapsediyor, çünkü  bu hapis sürüp gidiyor. Ömür boyu mahkum olmuş gibi hissediyorlar kendilerini. Kaçış imkansız görünüyor. Yoksulluğun parmaklıkları  daha iyi bir yaşama kavuşmalarının  önünü tıkamış  ve daha da acısı çocuklarının da. “
                    Yine John Perkins’e bırakalım sözü; “Dünya  Bankası Gerçekte bir Dünya Bankası mıdır? Dünya  bankası gerçekte “ dünya bankası değil” ABD’nin bankasıdır.  Tıpkı onun en yakın çalışma arkadaşı konumunda olan kardeş kuruluşu IMF gibi.Yönetim kurullarındaki  yirmi dört yöneticiden sekizi  birer ülkenin temsilcisidir. ABD,Japonya, Almanya, Fransa,Britanya, Suudi Arabistan Çin ve Rusya. Öteki 184  üye ülke  geri kalan 16 yönetici tarafından temsil edilir. Bileşik Devletler, IMF’de belirleyici oyun %17’sini, Dünya Bankası’ndaysa %16’sını elinde bulundurur;Onu IMF’deki  yaklaşık %6 ve Dünya Bankası’ndaki %8 oyla Japonya izler. Bileşik Devletler  ayrıca  kararları veto etme yetkisine sahiptir ve Dünya Bankası Başkanını da ABD başkanı atar.”
                        Bugün üçüncü dünya ülkelerinin niye geri kaldıklarını( geri bırakıldığını), Turuncu, kadife devrimleri, darbeleri, Arap baharını, demokrasi olmayan ülkelere demokrasi götürülmesini!  siyasi cinayetleri, sebebi bilinmeyen uçak kazalarını,herhangi bir ülkede herhangi bir sebeple başlayan( başlatılan) sokak eylemlerini  anlamak istiyorsak   dünyadaki bu sitemi iyi bilmemiz  gerekmektedir.             
 

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku