Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

66 makale bulunmakatadır

“YOUR BOYS” OR “OUR BOYS”

08:00 - 25 Ağustos 2020

+A

-A

Okunma: 620

           Yüz yıl sonra Iraktan Akdeniz’e kadar güneyimizde Türkiye’yi çevreleme planı, terör örgütleri üzerinden bölme, tabiri caizse yeniden Serv Planları   uygulanma istendi. Ancak  bu planlar,  Zeytindalı, Afrin, Barış Planı , Pençe,Kandil, Libya ve  Doğu Akdeniz harekatları ile  bir kez daha çöpe atıldı.
              Irak’ta ve Suriye’de sonuç alamayacaklarını anladıklarında bu kez Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi çevreleme , denizlerimizde olta bile atamayacak hale sokmak istediler.  Türkiye  Mavi vatan kavramını devreye soktu. Libya ile MEB anlaşması yaparak ; “Benim imzamın olmadığı  anlaşma ve plan Keennem Yekündür” dedi. Bununla da yetinmeyerek Libya meşru hükümetinin yardımına koşarak Libya’nın  Emperyalist güçlerin maşası olan darbecilerin eline geçmesine engel oldu. Türkiye  artık ben bir küresel oyuncuyum diyordu.
           Bütün bunlar olurken milli ve yerli olmayanlar ne diyordu? Suriye’de ne işimiz var ? Halbu ki emperyalistler ülkeyi güneyden çevreleyerek sınırımızın dibinde  Irak’tan Akdeniz’e kadar bir terör devleti kurmak istiyordu. Bu oluşuma  ”Derin Türk Aklı” sessiz mi kalacaktı? Suriye’de Libya’da Doğu Akdeniz’de ne işimiz var diyenler,  ABD’nin, Almanya’nı, İngiltere’nin, Rusya’nın, Fransa’nın…. vs. ne işi var diye asla sormuyorlardı.Hatta doğal  ve meşru olarak görenler bile vardı.
          2010 yılında Doğu Akdeniz’de trilyon Dolarlarla ifade edilen Petrol ve Doğalgaz yataklarının bulunduğu herkesin malumu.Arap baharının bu buluştan hemen sonra 2011 yılında başlamasını tesadüflerle açıklayanlar  ya da o ülkelerde demokrasi olmadığından ABD  başta olmak üzere  batının o ülkelere demokrasi getirmek  istediğiyle açıklayanlar olabilir!
          O ülkelerin bu günkü halini gördükten sonra  Batı’nın o ülkeler için  nasıl bir  demokrasi  ön gördüğü izahtan varestedir.Türkiye kendi ülkesine de mi demokrasinin! getirilmesini bekleyecekti? Bu anlamda bir demokrasi beklentisi içinde olanlar  daha çok bekleyeceklerdir.
          Türkiye Mavi Vatan’daki haklarını sonuna kadar koruyacağını Oruç Reis  ve diğer  sismik araştırma ve sondaj gemilerimiz olan Yavuz, Kanuni Barbaros Hayrettin Paşa  gemilerimiz ile göstermekle kalmamış savaş gemilerimiz ile azami düzeyde koruma ile tacizleri püskürtmüştür. Yunan ve Fransız savaş gemilerinin nasıl kuyruğunu kıstırıp kaçtığını gördük. Artık Doğu Akdeniz’deki “Serv”  palını da yırtılıp atılmıştır. Mısır –Yunan anlaşmasının fiilen bir geçerliliğinin olmadığını ispatladık.
          Milli ve yerli olmayanlar Libya’da  ne işimiz var diyorlardı. Ancak Yüz yıl önce de biz Libya’daydık.Yüz yıl önce  Mustafa Kemallerin, Enver Paşaların,Kuşçubaşı Eşreflerin, Halil Paşaların, Nuri Paşaların, Yakup Cemillerin, Süleyman Askerilerin,Zenci Musa’ların…. ne işi olduğunu  sorgulamıyor, araştırmıyor, anlamıyor anlamak da istemiyorlardu.Sudanlı olan Zenci Musa çölleri aşarak Libya’ya niye gönüllü olarak gitmişti?
           Yakın tarihimizi çok iyi bilenler ülke ne zaman düzlüğe çıkmaya başlasa ne zaman pısırık aciz bir ülke olmaktan çıkıp masada ben de varım demeye başlasa,  ya darbe olur, ya ekonomik olarak diz çöktürülmeye çalışılır ya da Atlantik ötesinin medyasına bizim yerli ve milli olmayan medyamız ile   maluple edilmiş bir kesimimiz iştirak ederek ; “ ülke battı, kötüye gidiyoruz, kötü yönetiliyoruz, üretim biti, tarım bitti,samanı bile ithal ediyoruz, dolar çıktı vs”  yaygaralarıyla   kara propagandaya başlıyorlardı.Yakın tarihteki bir örnekle açıklarsak; Özal Irak’a girmek istiyordu.Alparslan Türkeş Özal’a bir mektup yazarak desteklediğini sonuna kadar arkasında olduğunu  bildirmişti( Bu gün bu mektup internette bile bulunmakta . Meraklısı bakabilir.
Özal’la Alparslan Türkeş’in arası iyi değildi lakin Devlet söz konusu olunca küslüğü bir tarafa  bırakıp mektup yazmış ve görüşme talep etmişti.) Muhalefet Irak’a girme olayına şiddetle karşı çıkmıştı.O tarihte  Türkiye’de etkili olan batılı güçlerin maşaları bu işin oluşumuna engel olmuşlardı.
           Peki muhalefet niye karşı çıkmıştı?
             O günleri bizzat yaşayıp şahit olanlar şöyle diyorlardı: “Özal Mehteranla Bağdat’a girerse bir daha iktidardan asla  ve kata indiremeyiz”. Kendi bireysel çıkarlarını, şahsi iktidar hırslarını Türk Devleti’nin çıkarlarından üstün tutan bir anlayış…
            Tabi ki halka bunu böyle ifade etmediler ve  başka  söylemlerle halkı yönlendirdiler.Yine o dönemde ; “Özal  gitsin de kim gelirse gelsin bundan daha kötü olmayız” söylemlerini  yaşı müsait olanlar bilir. Özal gitti. Ne oldu? Koalisyonlarla boşa harcanan ülkenin  çok kıymetli zamanları... Batan bankalar… yurtdışına kaçırılan milyarlık döviz rezervleri… Olan yine ülkeye olmuş, Ülke çık kıymetli zamanlarını boşa  harcayarak onlarca yıl  geriye gitmişti.
          Uzun süredir hep söylüyoruz söylemeye de devam edeceğiz. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Çoktan değişti. Yerli ve Milli olmayanların, “Türkiye Ekseni”nde yürümeyenlerin kaybettiği bir Ülke  var. Artık pısırık, aciz bir Ülke yok.  Bir mektupla, bir telefonla  dize getirilen bir Türkiye görmeyeceğiz. Türkiye artık “Oltadaki Balık” değildir.Artık masada ben de varım diyen bir ülke var.
         Bu ülkeyi  1982 darbesi ile dize getirenler  başkanlarına haberi; müjde   “our  boys have done it” ( Bizim çocuklar başardı)  diye vermişlerdi.Evet darbe yapanlar onların çocuklarıydı.Bizim çocuklarımız değildi. Bizim, Ülkenin çocukları olsalardı  demokrasiye darbe vurmazlardı.
          Her şey aslına rücu eder derler.15 Temmuzdan sonra kaçan darbeciler  ait oldukları ülkelere sığındılar. Artık  “your boys”  olmayacaktır. Nitekim 15 Temmuzda  başaramadılar. Bundan sonra da başaramazlar.Artık ülkenin darbeler dönemi 15 Temmuz ile  bir daha açılmamak üzere kapanmıştır.
         ”Your boys” dönemi bitti. “Our boys” dönemi başladı.     Bu millet Osmanlı’dan sonra oyun kurucu rolünü kaybetmişti. Cumhuriyetle birlikte bir süredir oyun bozucu olarak sahada vardık. Artık hem oyun bozucu hem de oyun kurucu rolümüzle sahalara geri dönmüş bulunmaktayız. Selçukludan Osmanlıya Osmanlı’dan  Türkiye Cumhuriyetine devreden ve  devam eden “Tarih Yapıcı  Akıl” devreye girmiştir.Türkiye 21. yüzyılın küresel güç denkleminde ana aktörlerden biri haline gelmiştir. Yüzyılların hesaplarını ve iddialarını bugüne çağırmış, kendi geleceğini yeniden tanımlamış, coğrafya algısını, güç algısını kökten değiştirmiştir.Türkiye, yüz yıl sonra coğrafyaya bir kez daha gelip yeni harita çizenlerin haritalarına karşı kendi haritalarını masaya sürmüştür. 1699 yılından  buyana devam eden gerileme ve çekilme dönemini  223 yıl sonra Başkomutanlık Meydan Savaşı ile ancak durdurabilmiştik.
          İşte geçtiğimiz günlerde ülkemiz Karadeniz’de doğalgaz yatakları bulmuştur. Buna bile sevinemeyen, ülkenin  mutluluğuna ortak olamayan vatandaşlarımız var.Halbuki biz birlikte güçlüyüz.Birlik olmuş bir ülke daha güçlüdür.
          Kabul etmeyenler olsa da Ülke yeniden yükseliş dönemine girmiştir.
         
 
 

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku