Yazar

dilarasultandogan@gmail.com

9 makale bulunmakatadır

DÜŞÜNEREK VAR OLMAK

08:00 - 17 Şubat 2021

+A

-A

Okunma: 493

      Konuşuyordu. Ama konuşurkenki gayesi sadece karşı tarafa ileti göndermekti. Bir tür anlaşılma, takdir görme ihtiyacını karşılıyordu. Konuşma bittiğinde başlamadan öncekiyle aynı yerdeydi. Çünkü var olurken düşünüyordu. Olması gereken neydi? Düşünürken var olmak. Arada ne fark var diyeceksiniz. 
      Var olurken düşünürsek edilgen duruma düşerdik. Yani var oluşumuzdaki başrol başkalarına ait olur, biz yalnızca figüran olurduk. Yani her şey olup bittikten sonra düşünce vardı. Düşünürken var olmada ise bir idrak, farkındalık ve bilinç vardı.
      Biz hangisini yapıyorduk? Konuşurken tek derdimiz anlaşılmak mıydı? Konuşurken kendimize de bir şeyler katabiliyor muyduk? Sonra enerji alışverişi yapıyor muyduk? Aynı anda hem muhatabın alma kapasitesi ve duygusal ihtiyaçlarını düşünüp hem de derdimizi anlatacak cümleleri kurabiliyor muyduk?
      Güzel konuşmalıydık. Düşünsenize konuşurken yüreğimizin sesini duyabiliyorduk. Kalbimiz, niyetimiz, amacımız ses tonumuza yansıyordu. Bu ne büyük mucizeydi. İdrak dedik. Bilinç, farkındalık dedik. Peki her içimizden geleni düşünce varsayıp dışa vurarak var olmalı mıydık? Asla. İçimizdeki ses her zaman iyiyi, gerekli olanı söylemeyebilirdi. Ya da içimizdeki her şey bir düşünce olmayabilirdi. Dürtülerimiz de vardı bizim. Sonra insana kötüyü söyleyen bir ses de vardı. Tamam bunları içimizde tutmalıydık belki ama nasıl? Bastırırsak daha kötü patlak verirdi. Ne yapmalıydı? 
      Bir kere gözümüz gönlümüz açılmalıydı. Gözümüzü, elimizi kolumuzu, yüzümüzü her bir uzvumuzu güzelliklere kanalize etmeliydik. O merak uyandıran – ki kötü olan şeyler genelde dikkat çekici olur ve iyi pazarlanır- kötü uyaranları yok saymalıydık, o tarafa bakmamalıydık, merak ve hayret duygumuzu iyi alternatiflere yönlendirmeliydik. Sonra iş insanın aynası olmalıydı. Bizde işimizi görmelilerdi, işimizde de bizi. Sonra işimiz her neyse onu toplumsallaştırmalıydık. Hem işimizin işlevi hem de saygınlığı artardı.
      Yani işin özü. Var olmalıydık. Düşünerek var olmalıydık. Üretmeliydik. Üretkenliğimizi önce bireysel bazda yaşamalı, sonra toplumsallaştırmalıydık. Birinden biri olmazsa olmazdı. İçimizi neyle beslediğimize dikkat etmeliydik. İçimizdeki dürtüleri kontrol altında tutmalıydık. İçimizden gelen kötü sesi iyilikle def etmeliydik. İyi olmalıydık. Güzel görmeli, güzel düşünmeliydik.

Anahtar Kelimeler : Dilara DOĞAN,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku