Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

95 makale bulunmakatadır

ENVER PAŞA (MEFKUREYE ADANMIŞ BİR HAYAT)-17

08:00 - 7 Ocak 2021

+A

-A

Okunma: 933

                Enver Paşa  Karadeniz’den Kafkasya’ya geçmek için bir motor kiralar .Ancak motor fırtınada darmadağın olur üç gün denizde sürüklendikten sonra başladığı yere Kırım’a dalgalarca atılır.Enver Paşa halsiz yaralı ve hastadır. Kırım köylüleri bulur ve tedavi ederler.
Paşa Almanya Berlin’e geçer. Bir süre sonra eşi Naciye Sultan’da İtalya üzerinden Berlin’e gelecek ve Paşa eşi ve çocukları ile buluşacaktır. Ancak Türkistan sevdası onu durdurmaz. Önce Moskova’ya oradan Türkistan’a gitmek niyetindedir. Berlin’de uçak kiralar. Altı kez deneme yapar her defasında uçak ya arızalanır ya da düşer.
Litvanya’da hapse bile atılır ancak Almanlarca hapisten kaçırılır. Nihayet kara yolu ile Moskova’ya ulaşır. Oradan da Türkistan’a geçer
                         Enver Paşa , Türkistan’a ayak basar basmaz, Buhara’da Zeki Velidi Bey’e “Bu ülkede Türklük  benim kanlarım üzerinde yeşerecek”. demiş. Öyle de olmuştur.
                             İngilizleri korkutan en önemli hususun, imparatorluk içinde yönetimi ele alan Jön Türk hareketinin  Alman sermayesi ile birleşerek ölümünü bekledikleri hasta adamın diriltilmesi meselesi olduğunu hiç bir Türk’ün aklından çıkarmaması gerekir.
                           Enver Paşa Sovyetlere karşı direniş gösteren Türk Mücahitlerin başına geçer onları teşkilatlandırır.  14 Şubat’ta Duşanbe’yi kurtarmıştır.  “Duşanbe Fatihi”  olan Enver Paşa’ya Doğu Buhara, Fergana, Semerkant, Batı Buhara ve Harzem mücahitleri iltihak etmiş ve Nisan mayıs 1922’de Hisar, Belcivan, Gölab, Darvaz, Karatekin,Saraykonur, Korgantepe, Kabadiyan Ruslardan temizlenmiş ve “Türkistan Türk Müstakil  İslam Cumhuriyeti” ne  bağlı mülki idareler kurulmuştur.
              Tarihler  2 Ağustos 1922’yi gösterir. Kurban Bayramının birinci günüdür.Yer bu günkü  Tacikistan Sınırları içinde kalan Belcivan,  Abiderya köyü ilerisindeki  Çegan tepesinde  Enver Paşa Mücahitlerle  Bayram Namazını kılar. Mücahitlere  bir miktar para ve diğer hediyelerden oluşan  küçük paketler hazırlamıştır. Bayramlaşmada  mücahitlere dağıtacaktır. Bayramlaşma başlar. Sabahın erken saatleridir. Derken Sovyetler baskın yaparlar. Tepenin aşağısında silah sesleri gelir. Enver Paşa hiç tereddüt etmeden hızla atına atlar, Kılıcını çeker ve Kızıl orduya karşı hücuma geçer. Mücahitleri de ardından onu takip eder. Enver paşa kılıcı ile iki  kızıl ordu süvarisinin başını uçurur. Ancak açılan mitralyözden çıkan kurşun Paşanın göğsüne saplanır ve atından yere düşüp  ülküsü uğruna şahadeti tadar.  O ANI GÖREN BİR MÜCAHİT: “ENVER PAŞA’NIN GÖĞSÜNDEN GİREN KURŞUN SIRTINDAN BİR ŞEMSİYE  ŞEKLİNDE KANLAR FIŞKIRTARAK ÇIKTI“ DER.
              Cenaze namazına otuz binden  fazla  Türkistan Türk’ünün katıldığını biliyoruz.
             Evet yazımızın en başında söylediğimiz gibi; Paşanın Makedonya Dağlarında  parlayan yıldızı Pamir Dağlarında  sönmüştür.
               Enver Paşa inandığı davası uğrunda şehit olmuştur. Pamir Dağları Çeğen köyü civarındaki naaşını  Ruslar farkına varıncaya kadar  Tacikler kaçırıyor.Mezara Talipşah adlı bir aile uzun süre göz kulak oluyor, orada Enver paşanın bulunduğu bilgisi babadan oğula aktarılıyor.Onların dışında kimse bilmiyor.
              Türkiye, Süleyman Demirel’in girişimleriyle 1996 yılında Enver Paşa’ya iade-i itibar ederek naaşını İstanbul’a getirmiş ve Abide-i Hürriyet Tepesi’nde yeniden defnetmiştir. Paşa’nın kemiklerinin 1996’da Türkiye’ye nakledilmesi ile boşalan mezarının bulunduğu yere  bir anıt mezar  yaptırılmış masrafları ise cumhurbaşkanlığı tarafından karşılanmıştır.
           Şevket Süreyya Aydemir Enver Paşa’nın  Orta Asya ve Doğu Türkistan’ın ücra köşelerinde  bir ayışıt( aziz) olarak yaşadığını, Yunus Emre gibi birçok yerde ziyaret edilen mezarı bulunduğunu yazar.
           Afganistan Ruslara karşı direniş  savaşında Enver Paşa’nın resimlerini  her bir mücahit yerleşkesinde  görmek mümkündür.Sorulduğunda  Enver Paşa’nın kendilerine  esin ve güç kaynağı olduğunu  söylüyorlardı.
          1990’lı , 2000’li yıllarda bile Özbek Türk Anneleri çocuklarını Enver Paşa için söylenen  “Tahta Köprü Bitti mi” türküsüyle uyutuyorlardı.
        Paşanın Sarıkamış’ın en dondurucu günlerinde, askerlerle birlikte dışarıda “bir çukura kıvrılmış” olarak yattığını bütün ordu bilmektedir.  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku