Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

80 makale bulunmakatadır

ENVER PAŞA (MEFKUREYE ADANMIŞ BİR HAYAT)6

17:31 - 21 Ekim 2020

+A

-A

Okunma: 424


 
                 Olaya  bir sivil gözüyle bakan HÜSEYİN CAHİT BEY: bu atamanın( Enver Paşanın Savaş Bakanı olmasının) çok cesurca ve fakat zorunlu olduğunu yazar:
“ Ama  o zamanlar bu gerçekten cesurca ve fazla atak bir adımdı. Ama o kadar gerekli ve zorunlu bir adımdı ki , zihinlere sığmayacağı bilinmekle birlikte, Balkan Savaşı’ndan darmadağınık bir halde  çıkmış olan Türk Ordusunu  yeniden canlandırmak için  bu tedbire  başvurmak zorunluluğu göze alındı.”der.
                Ünlü Alman Başkomutanı HİNDENBURG’UN hatıralarında naklettiği olay, Enver paşa’nın siyasi ve Askeri görüşünün  pek ortalama olmadığını göstermektedir. İttifak devletleri genelkurmayları Balkanlara fazla önem vermezken, Enver paşa İmparator Kayzer Wilhellm’e  “Bizi  bu Balkanlar yıkacaktır; tehlike oradadır”. demiş ve dediği gibi de olmuştur.Askeri deha olarak nitelendirilen Hindenburg, Enver’in strateji ve taktikleri karşısında çok etkilendiğini söyler.
              ZİYA NUR  AKSUN: “Enver paşa , İngiliz ve Fransız Donanmaları Çanakkale Boğazına hücum edince, asla boğazı geçemeyeceklerini ısrarla söyleyen tek adam durumundadır.” der.
              Alman Orduları Yüksek İdaresinin başında  olan FALKENHEİM ise: “Enver Paşa’nın askeri bakımdan takdir edilemeyecek kadar değerli  olduğunu söyler ve Alman dışişleri bakanlığına gönderdiği yazıda: “o askeri ve politik açıdan bizim için vazgeçilmezdir.” der.
             Osmanlı Genel karargahında  uzun zaman Kurmay Başkanlığı  ve Enver paşa’ya danışmanlık yapan BRONSART  PAŞA’nın  yirmi yıl sonraki değerlendirmesi şöyledir: “Enver Paşa, büyük komutanlarda olması gereken tüm özellikleri taşıyordu; ancak, iki pratik ve vazgeçilmez eksiği  olduğu için o kendisini ispatlayamamıştır. Birincisi keskin bir kılıç yani iyi eğitilmiş  ve iyi donatılmış bir ordu. İkincisi ise, sonucu belirleyecek muharebeler kazanmayı garanti edecek kadar askeri birliği sevk etme imkanı yokluğu. Ülkenin büyük ve geniş olması, ayrıca yollarının kötü ve savaş meydanlarına olan bağlantıların düzeltilmemesi, onun en büyük açmazıydı”.der.
             Yine savaştan yirmi yıl sonra yazan  bir başka Alman yazar  olan CARL MÜHLMANN şöyle söyler: “ Almanya’da Enver paşa’nın çok sayıda arkadaşı ve hayranı vardı. Onun, zor günlerde bile, Almanya’ya sadık bir dost olarak kaldığını unutmayacağız. Fakat, ona gösterilen saygının daha başka ve derin nedenleri bulunmaktadır.O, başkalarının yaptığı gibi  yabancıların korumasında rahat bir hayat sürmedi.Biz onun şahsında,  idealleri uğrunda ölmeyi seçebilmiş cesur bir asker görüyoruz. Enver’in bu kahramanca tutumu Almanlar nezdinde  hayranlık uyandırmaktadır.” der ve devamla: “ Enver İmsak,ısrar, doğruluk, sabır, çekingenlik, zarafet gibi  şahsi nitelikleri nefsinde toplamış bir şarklıydı. Şarklılarda nadir rastlanan bir çalışma arzusu ve demir  gibi bir iradesi vardı. Ondaki irade kudreti, aşırı bir sertliğe  hatta vurdumduymazlığa kadar gidiyordu.” demekten kendini alamaz.
                  ALİ FUAT PAŞA: Enver Paşa’nın bu iman ve itikadına, savaş sırasında Medine’yi ziyaretinde yakından şahit olmuştum. Medine istasyonundan inince Doğru Peygamber’in merkadine, Ravza-i Mutahhara’ya  yaya olarak gitti. İstasyondan oraya kadar epey bir mesafe vardı. Cemal Paşa, Faysal Bey( Geleceğin ırak kralı , Şerif Hüseyin’in oğlu),Şerifler,seyitler,Medine Eşrafı, sivil ve askeri erkan, Enver paşa’nın etrafında ve gerisinde yürüyorlardı. Bütün Medine halkı karşılıklı saf tutmuştu.Kasideler okunuyordu.  Caddenin iki tarafında develer kesiliyor; kan,fıskiye gibi  fışkırıyordu.Fakat,  başkomutan vekili kendisine yapılan bu töreni görmüyor ve işitmiyor gibiydi.O, asıl Komutanın,Peygamber’in huzuruna gitmekte idi;ona saygılarını sunmağa, asilin vekile emanet ettiği vazifenin hesabını  arz etmeye  gitmekteydi.Enver paşa, benliğinden geçmiş, ellerini göğsünün üzerinde saygı ve itaatle bağlamış; başını öne eğmiş, sessiz sessiz AĞLIYORDU ve bütün bu yürüyüş esnasında biteviye ağlıyor, gözlerinden yaşlar dökülüyordu.” diyecektir.
                     ZİYA NUR AKSUN; ”Bu ifadeler Enver paşa’nın  çok yüksek olan iman ve idealine ışık tutmaktadır.Hele Enver’in Ravza-i Mutahhara’ya girişini  canlandıran cümleler; tüyler ürpertici bir inanç ve edep yüksekliğinin  muhteşem tablosudur.” der.
                     FALİH RIFKI ATAY; “Mevleviler önümüze düştü Enver Paşa ile Cemal Paşa ortada  ve biz arkadaki halkın içine sıkışmış yürüyoruz.Enver Paşa’nın pomatlı Alman bıyıkları  üstündeki mübarek gözlerinden  yaş damlamaktadır.” diye anlatır.
 

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku