Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

106 makale bulunmakatadır

GAGAUZYA-1

07:26 - 18 Mayıs 2021

+A

-A

Okunma: 1994

                 Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba sevgili dostlar. Bu yazımızda sizlere GAGAUZYA’yı tanıtmaya çalışacağım.06-10 Mayıs 2021 günlerinde Gagauzya’da bulundum.  Elimden geldiğince  hem GAGAUZ tarihini hem de gezi izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım.
                Gazi Mustafa Kemal Paşa  1933 yılında Çankaya Köşkünde şöyle demişti: “Sovyetler Birliği bu gün dostumuzdur, müttefikimizdir.Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın neler olacağını hiç kimse bu günden kestiremez.Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avucundan kaçabilir.Dünya yeni bir idare sistemine kavuşabilir.Bakın, o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde  dili bir, özü bir kardeşlerimiz vardır.Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.Hazır olmak, o günü yalnız susarak gözlemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini hazır tutarak. Dil bir köprüdür.İnanç bir köprüdür.Tarih bir köprüdür.Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yakınlaşmalarını bekleyemeyiz. Bizim onlara yakınlaşmamız gerekir”.
                        Gagauzların kökeni konusunda değişik tezler vardır. Bir görüş Gök –Oğuzlardan ismini aldığını, Bir görüş  KEYKAVUZ’dan geldiğini ileri sürmüştür. Ancak genel kanı Gagauzların , Kıpçak, Peçenek ve Oğuzların kalıntıları oldukları yönündedir. Orta Asya’dan Avrupa’ya Karadeniz’in Kuzeyinden göç ettikleri bilinmektedir. Artık şunu çok iyi biliyoruz; Tarihte bize kavimler göçünü anlatmışlardı. Hunlar, Peçenekler, Avarlar,Hazarlar,Oğuzlar Avrupa içlerine kadar göç etmiş devletler kurmuşlardı. Bir müddet hüküm sürüp devletleri yıkılmıştı. İşte tam da burada şu soru akla gelmektedir; Devletleri yıkıldı . Peki bu halklara ne oldu? Resmi tarih bu soruya asla cevap vermemektedir.
                         Hamdullah Suphi TANRIÖVER 1931 yılında Bükreş Büyükelçisi olmuş ve 1944 yılına kadar bu görevini sürdürmüştür. Hamdullah Suphi, ömrü boyunca dünyada yaşayan bütün Türklerin kültürel birliktelik sağlaması yolunda çalışmıştır. Gagauzların da Türkiye ve Türk kültürüyle bağlarını sağlamlaştırmak için elinden geleni yapmıştır.1930’lu yıllarda Dobruca ile Besarabya’yı gezip, Türk olduklarının pek fazla farkında olmayan, Bulgar, Romen ve Rus nüfusun arasında ezilmiş, kimliklerini kaybetmek üzere olan Gagauzları gören Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver, daha fazla asimile olmalarını önlemek için Gagauzların milli şuurlarını uyandırmaya çalışmıştır.
               Gagauzların ana dilleriyle eğitim alabilmeleri için Tanrıöver’in olağanüstü gayretleri olmuştur. Tanrıöver’in çabalarıyla Romen hükümeti, Gagauzların oturdukları 26 köy ve kasabada seçmeli Türkçe kursları açılmasına izin vermiş ve bu kurslarda Türk öğretmenler görevlendirilmiştir. Öncelikle Romanya hükümetinin katkılarıyla bu ülkedeki Türk öğretmenlerden yararlanılır, daha sonra ise Tanrıöver’in Türkiye’den talep ettiği 80 öğretmen Mustafa Kemal Atatürk tarafından gönderilir. Kemal’in Öğretmenleri, Türkiye’den getirtilen kitapları bu okullarda okutturarak, Gagauzların Türklüklerinin bilincine varmalarını sağlar.                                       
                    Tanrıöver, Gagauzların Türk kültürüyle ilişkilerini daha sıkı tutmak amacıyla Türkiye’de üniversite eğitimi alabilmeleri için öğrenci gönderir. Bununla da yetinmeyen Tanrıöver, Gagauzları Türkiye’ye getirip, Trakya bölgesine yerleştirmek istemiştir. Fakat II. Dünya Savaşı’nın başlaması Tanrıöver’in Gagauzlar ile ilgili hayallerini yok eder. Savaş ile birlikte Kemal’in Öğretmenleri’nden büyük kısmı geri döner, fakat bazıları her şeye rağmen görevleri bitmediği, sorumluluklarını yerine getiremedikleri gerekçesiyle çalışmalarını sürdürürler. Daha sonra Sovyetler döneminde “Türkiye’nin adamı” oldukları gerekçesiyle tutuklanıp, 25 yıl hapis cezasına çarptırılarak Sibirya’daki toplama kamplarına gönderilirler.
O dönem Türkiye’de tahsil gören öğrencilerin bir kısmı da memlekete geri dönememiştir. Tanrıöver onlarla sıkı bir şekilde ilgilenmeye devam etmiştir. Bükreş Büyükelçiliğinde çalışanlar, Gagauzlara aşırı düşkünlüğünden ve tutkunluğundan dolayı Tanrıöver’e “Gagauz Metropoliti” lakabını takmışlardı.

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku