Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

79 makale bulunmakatadır

KARABAĞ VE TÜRKÜN JEOPOLİTİĞİ

08:00 - 11 Kasım 2020

+A

-A

Okunma: 225

                   28 yıldır Ermeni işgali altında can çekişen ve bağrımızda bir yara idi Türk’ün Kadim toprağı Karabağ.
                   Enver Paşa  Edirne’yi kurtardıktan sonra  : “ Çocuk gibi sevinçliyim…” demişti.
                   28 Yıl aradan sonra nihayet Karabağ işgalden kurtarıldı.Bugün çocuklar gibi sevinçliyiz.               
                   Karabağ  diyorduk.Azerbaycan diyorduk. Türk dünyası diyorduk.Karabağ’ın kurtarılması yetmez aramızda kara bağlantısı mutlaka  olmalı diyorduk. Öğrendik ki Ermenistan ile yapılan ateşkes anlaşmasında Ermenistan Karabağ’ı boşaltacak. Ayrıca anlaşmanın 9. Maddesi gereği   Nahçıvan’la  arasında bir karayolu  bağlantısı  konusunda anlaşmaya varılmış. Asıl sevindirici haber budur.
                 Haritaya baktığımız zaman  bir elin,  iki kardeşin( Türkiye-Azerbaycan) arasına  Ermenistan’ı sokmuş ve aradaki bağlantıyı kesmiş olduğunu görüyoruz. Amaç Türkiye’nin Türkistan’la bağlantısını kesmek. Bu haritayı biz çizmemiştik. Osman Yüksel  Serdengeçti’nin” İmparatorluğa Mersiye” isimli şiirinde dediği gibi;
                                     Hali görür,geleceği sezerdik,
                                     Bir zamanlar ta Vistül’de gezerdik.
                                     Haritayı biz kendimiz çizerdik,
                                     Fetheyledik deryaları,çölleri,
                                     Biz neyledik o koskoca elleri?..
Evet bir zamanlar Haritayı biz kendimiz çizerdik. 25.000.000 km2’den  kala  kala 783.000 km2 kalmıştı  elimizde.
                   “Türklerin jeopolitiği”  üzerinde temel olarak kabul edebileceğimiz en  stratejik söz, Oğuz Kağan destanındaki,  “Daha deniz daha müren / Gün tuğ olsun gök kurıkan” ifadesidir. Demek ki Türk felsefesinde ;güneş bayrak, gök kubbe çadır, tüm yeryüzü otağ’dır. Oğuz atam kendisine ve milletine  bir sınırlama getirmiş midir?
                    Ancak artık  haritayı kendimizin  çizeceği günler artık geri geldi.
                      Rahmetli Özal 25 km’lik bir koridor konusunda  anlaşmayı sağlamıştı. Ancak ömrü yetmemişti. Allah rahmet eylesin. Şimdi o koridoru elde ettik.
                    Enver Paşa’yı hayalci bulanlar Mustafa Kemal Atatürk’ün; “…ben  Enver paşa’nın  Dünya Türklerini birleştirmek idealinde samimi olduğuna inanıyorum.”.sözlerini nedense görmezden geliyorlar. 
                       Bir hariciyeci olan AYDIN İDİL: “Enver Paşa’nın Türkistan mücadelesini de  hayalci bulmaz; zaman ve yerin çok iyi seçildiğini” yazar.
                         Enver Paşa’nın ölümü üzerine  yakınındaki  TÜRKİSTANLI BİR MÜCAHİT şöyle yazıyor: “ Ümit güneşimiz sönmüş, karanlıklar içinde kalmıştık.  Yer gök ağlıyor… Kaybolan sade bir insan değil, milyonlarca Türk’ün ümidi, istikbali, zaferi,  tarihi idi.”
                 1918 yılında  Ermeniler Azerbaycan topraklarını işgal eder ve terör estirir. Resülzade Mehmet Emin Bey  ve heyeti İstanbul’a gelerek Enver Paşa’dan yardım ister. Osmanlı çöküş içinde olmasına İmparatorluk can çekişmesine rağmen gardaşlarına hayır diyemez Enver Paşa. Kafkas-İslam Ordusu adıyla bir ordu oluşturur ve amcası Halil Paşa ile Kardeşi Nuri Paşa öncülüğünde Azerbaycan’a gönderir ve bu ordu en son 15 Eylül’de Bakü’yü kurtararak  Azerbaycan topraklarından Ermenileri kovalar.İşte Bakü’nün kurtarılması üzerine   Enver Paşa, kendi evindeki telgraf hanesinden  şu telgrafı çekiyordu:
“ BÜYÜK TURAN İMPARATORLUĞUNUN  Hazar kenarındaki zengin bir konak yeri olan Bakü şehrinin  zaptı haberini  en büyük meserretle( sevinçle)  karşılarım.  Türk ve İslam Tarihi sizin bu  hizmetinizi  unutmayacaktır. Gazilerimizin gözlerinden  öper, şehitlerimize Fatihalar ithaf ederim.”
                Aradan yüz yıl geçmiş ve bir kez daha Ermeniler Azerbaycan toprağı olan bu kez Karabağı işgal etmiştir. Türkiye  İha’larıyla Siha’larıyla Kurmay zekasıyla hemen can Azerbaycan’ın yardımına koşmuş  ve bir kez daha Azerbaycan toprakları Ermenilerden kurtarılmıştır.
                         Türkün Kızılelması hiçbir zaman bitmez.Turan’a bir adım daha.
                           1918 yılında Enver Paşa   önce Hacı Sami’yi Türkistan coğrafyasına göndermişti.Hacı Sami Kuşçubaşı’ndan ( Selim Sami) gelen mektupta, buralardaki  dağınıklık ve  iç düşmanlıklara da  işaret edilerek bir şey yapabilmenin  yani,  bunları toparlayıp  bir milli mücadele yürütmenin  imkansız olduğu anlatılıyordu.  Bu durum Enver Paşa’nın kararını değiştirmez  ve  Hacı Sami’ye,  ebediyen her  Türk Çocuğunun  hafızasında taşıması gereken şu müthiş cevabı verir:
                           “Yazdıkların doğrudur. Ancak, Türkistan ile Osmanlı Türklüğü arasındaki  bağ uzun yıllardır kopmuştur. Eğer ben,  Osmanlı Ordularının başkumandanı ve Damad-ı Hazret-i Şehriyari olarak gelir ve  TÜRKİSTAN’IN İSTİKLALİ DAVASI UĞRUNA  ÖLÜRSEM,  BU KÖPRÜYÜ KURMUŞ OLURUZ.”
                         Enver Paşa , Türkistan’a ayak basar basmaz, Buhara’da Zeki Velidi Bey’e “Bu ülkede Türklük  benim kanlarım üzerinde yeşerecek”. demiş. Öyle de olmuştur.
                    100 yıl sonra Enver Paşa’nın hayali hayal olmaktan çıkmış bir realite olarak karşımızda durmaktadır.Konjonktür de buna müsaittir.                 
                     Karabağ kurtarıldı bunda ne iş  var? diyenler olabilir.
                     Halil Paşa 100 önce Gence’ye vardığında  bir şair bunda bir iş var diye deyişler okuyor  ve Halil Paşa dayanamayarak şöyle diyordu; “Bu gün ‘Bakü’, yarın ‘Merv’,öbür gün ‘Karakum’… Ne olacak TURAN VAR!”
                    Ne iş mi var? Bu gün Karabağ, yarın … öbür gün …  Ne olacak TURAN VAR.
                    Kısmet olursa Baharda Karabağ’dayım. İzlenimlerimi  dönüşte  siz sevgili dostlarımla paylaşırım.

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku