Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

65 makale bulunmakatadır

KUŞÇUBAŞI EŞREF-6

08:00 - 27 Ağustos 2020

+A

-A

Okunma: 299

                           Lawrence anlatıyor:”Eşref, Müthiş bir haydut, Vaktiyle Hicaz Valisi ve Sultan Hamid’in  en sevgili paşasının oğlunu, iki tabur asker arasından alıp dağa kaldıran bu haydudun, en cüretkar hareketi, Hicaz Kuvvetlerinin içerisinden sıyrılıp çölün en zor yerinden  aşıp  Yemen’e gitmek teşebbüsü idi( Emir eri Zenci Musa ile Yemen’e altın götürme olayı).Eşref bey,kendisi için aksi bir tesadüfle ve bizim haberimiz üzerine Şerif Abdullah ile ( Şerif Hüseyin’in  oğlu ve ileriki yıllarda Ürdün Kralı) Çarpıştı. Türkler,  teslim olmayı adetleri üzerine  reddettiler ve bir sıcak  su gölüne atılmış  şeker parçaları gibi eridiler. Bu tehlikeli adamın  yaralı olarak Hayber’de  ele geçmesi,  neticelere doğrudan doğruya tesir etti.”
                        Kuşçubaşı Eşref Anlatıyor: “Lawrence Aşağılık biriydi. Lawrence cesur muydu? Hayır, pervasızdı. Zeki miydi? Hayır,kurnazdı. Atak, utanmaz,sırasına göre riyakar ve iki büklüm, fakat başarılarının ana sebebi olarak sabit fikri olan, çalışkan bir adamdı. Bazen kendisini,  mücadeleye layık olmayan  ve  karşılaşmaya değmeyen  biçare,zavallı,manyak bir hüviyete büründürürdü. Ne için,kimin için çalışıyordu? Buna sarih olarak cevap vermek güçtür..() Peygamberimizden  1285 sene sonra , yine  O’nun yolundan, o’ndan   oldukları  iddiası içinde  O’ndan ayrılmış olanların da katıldığı düşman bir dünya safına  karşı yapılan  Hayber şahlanışını takip eden  devrede  Lawrence en kesif faaliyetini gösterdi. Türk esirlerinin zulme vesile olması, Hayber cenginden sonradır.(…)  Eline geçen fırsatta Lawrence ne kadar gaddar olduğunu ispat etti.Sadece Türk’lere karşı değil, bütün insanlara karşı menfaat beslerdi. KENDİSİNİN BİR PİÇ VE CİNSİ SAPIK OLMASINDAN( EŞCİNSEL) ZÜLÜM DUYGUSUNUN BÜYÜK TESİRİ OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİM…”.
                    Eşref bey Hayber’deki o çarpışmadan yaralı olarak esir düşer. Lawrence ile konuşturulur. Sonrası ise malum.İngilizlerce Malta’ya sürgüne gönderilir.
                    Kuşçubaşı Eşref bir tek şeyi düşünüyordu; neredeyse bütün kıtalara yayılmış olan Osmanlı İmparatorluğu'nun ve sınırlar için verilen mücadelenin başarıya ulaşması.
                  Fedai Zabitan dostlarının diğerleri gibi, ; Eşref de hayatını  devleti bir arada tutmaya adamıştı.  Kendisinin daha sonra belirttiği  şekliyle: "Ben ne Dağıstan rüyaları gören bir Çerkez ne Arap ne de Rum'um. Ben Türkçe konuşan Müslüman bir Osmanlı'yım." diyecektir.
               Yurda döner ve mili mücadelenin yanında yer alır.Nedendir bilinmez anlaşmazlıklar  çıkar ve Eşref Bey  Çerkez Ethem’le birlikte yurt dışına çıkar.  Ethem’le birlikte 1923 yılında Almanya’ya gider. Ağustosta  İtalya üzerinden Yunanistan’a geçer.
                    Türkiye  Cumhuriyeti’nin  kurulmasıyla  sonuçlanan Lozan’daki yorucu müzakerelerde ortaya çıkan dikkat çekici  listede  Eşref Bey’în ismi görülmektedir. Bu listedeki kişilere  “ 150’likler” denmiş , personae non gratae ( istenmeyen kişi) ilan edilerek  devletin sınırlarına  girmeleri yasaklanmıştır. Eşref ve kardeşi Selim Sami
( Hacı Sami)  bu listenin 60 ve 61. Sıralarını paylaşırlar.
          Eşref Bey’in kardeşleri  Sami ve Ahmet 1927 yılında  Söke Kuşadası arasında   kıyıya çıkıp  Jandarma kuvvetleriyle çarpışmada öleceklerdir.
                    Eşref Bey 1936 yılında  affedilmek için Mustafa Kemal’e yazar. Fakat bu arzusu kabul görmez.
                  

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku