Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

100 makale bulunmakatadır

MİKRO İFADELER-2

08:00 - 4 Şubat 2021

+A

-A

Okunma: 553

                        Yalan söyleyen insanlar,  kendilerine yöneltilen sorular karşısında  farklı savunma mekanizmaları geliştirirler.Bunlardan  belki de en sık başvurulanı yöneltilen soruyu tekrar ederek cevap vermesidir.Örneğin Hafta sonu raporun son halini neden düzenlemedin? Sorusuna cevap olarak “Neden düzenlemedim?,  çünkü misafirlerimiz geldi.” der. Bu cevap kişinin soruyu tekrar ederek zaman  kazanma ve  yalanını soruyla uyumlu hale getirmek için başvurduğu bir yöntemdir.Haluk Bey, Tuğrul’a  “Bir açıklaman var mı? Diye sorduğunda  hatırlarsanız, Tuğrul “Bir açıklamam var mı? Tabi ki var.” Şeklinde cevap vermişti.
                        Başvurulan diğer bir yöntem ise Cem Yılmaz’ın gösterisinde bahsettiği, soruya soruyla karşılık vermektir.Bu tepki sadece erkeklere özgü bir durum değil, her iki cinsin de ortak başvurduğu bir  yöntemdir. Ancak  erkekler savunmaya geçerek soru sorarken  kadınlar saldırıya geçmeyi tercih ederler.Örneğin “Dün neredeydim? Sorusuna erkeğin cevabı  “Nasıl neredeydim? ken kadının cevabı “Asıl sen neredeydin? Şeklinde olabilir.Hatırlayalım  Haluk Bey Tuğrul’a “Peki sonrasında aramadın mı? Diye sorduğunda, Tuğrul ”Nasıl aramadım mı? Hımm, aradım ama ulaşamadım “ şeklinde cevap vermişti.
                        Üçüncü yöntem ise yalancılar inandırıcılıklarını artırmak için destekleyici cümlelerden referans  almayı tercih ederler. “açık konuşacağım”, “Doğruyu söylemek gerekirse”, “Açık yüreklilikle ifade etmek gerekirse” gibi  başlangıçlar yaparak karşılarındaki insanları ilk cümleleriyle bağlamaya çalışırlar. Sık başvurulan bir diğer destek cümlesi ise  yemin etmektir.Dini inancına saygı duyan bir insan, inancını kendine güvenilmesi  için referans kullanmaya  çok meyilli değildir. 2013 yılında  özle bir kanalda yayınlanan  “Güven Bana”  adlı yarışma programında  birlikte yarıştığı kişiye “Kur’an çarpsın butona basmayacağım.” Diyen yarışmacı sonrasında  butona barsak 72.000,00TL’yi  tek başına almayı tercih etmişti.Hatırlarsanız hikayemizde de  Tuğrul, “Haluk Bey sizinle açık  konuşmak istiyorum. Dürüst olmak gerekirse…” ifadelerini kullanmıştı.
                        Zeki bir yalancı, karşısındaki kişinin dikkatini dağıtmak için muhatabın egosuna oynar.Örneğin “Dün faturaları incelerken…” diye söze başlayan kişinin lafının arasına girer ve “Biliyor musun? Bence satış müdürü sen olmalısın.Çünkü performansın çok iyi.” Der.Böylece konuyu karşısındaki kişinin dikkatini tamamen dağıtacak bir alana çekerek konuşmak istemediği konuyu kendinden uzaklaştırır.Hikayemizde Tuğrul’un, “Üniversite yıllarından , şuan çalıştığımız şirketlerden  konuştuk.Hatta bir ara konu size geldi. Sizinle çalışıyor olmaktan duyduğum mutluluğu yüzümden okudu arkadaşlarım.”  Demesi de Haluk Bey’in egosuna yönelik bir iltifattı.
                        Yalancılar yalanlarının inandırıcılını desteklemek için  bol bol hikayeye başvururlar.Eğer iyi bir gözlemciyseniz  yalancının hikayesindeki tutarsızlıkları hemen fark edersiniz. Normal bir insan başından geçen bir  olayı anlatırken düzensiz de olsa giriş, gelişme ve sonuç kısmını bir sistem dahilinde anlatır.Yalancı ise  giriş bölümünde gereksiz detaylar verir ve konuyu çok uzatır.Hikayemizde hatırlarsanız Tuğrul,Haluk Bey’in sorusunu cevaplamak yerine “ Çarşamba günü akşam arkadaşlarımla bir kutlamaya katıldım.Uzun süredir görmediğim arkadaşlarım olunca sohbet sohbeti açtı ve  geç saatlere kadar arkadaşlarımla  birlikte kaldım. Üniversite yıllarından,  şu an çalıştığımız şirketlerden konuştuk…” demiş  gereksiz ayrıntıya girerek konuyu uzatmıştı.
                        Yalancının hikayesinde  gelişme kısmı çok yüzeysel ve ayrıntısızdır. Normalde gerçeği söyleyen kişiler hikayelerini somut olaylarla ifade ederken  yalancı kişiler soyut ifadeleri tercih ederler. FBI suç analistleri  Dr. Susan H.Adams ve Dr.John P. Jarvin’e göre gerçek bir hikayede kişinin hikayesinin sonuç kısmı olduğu halde yalancının  hikayesinde odaklanılan nokta gelişme kısmında bitmiş  ve kişi  son sözü olmadan  hikayesini bitirmiştir.Tuğrul da  hikayeyi anlatırken giriş kısmında çok detaya yer vermiş, gelişme kısmını yüzeysel geçmiş ve birden “sanırım toplantı iptal oldu dedim ve oradan çıktım.İşte durum bu.” Gibi  net bir sonuç kısmı olmanda hikayeyi bitirmiştir.

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku