Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

46 makale bulunmakatadır

NEVŞEHİRLİ OSMAN ÇAVUŞ-1

08:01 - 18 Mayıs 2020

+A

-A

               
                 Sevgili dostlar, İlham kaynağım tarihimizdir. Bugün sizlere tarihimizden ismi unutulmuş kahramanlarımızdan birisini  daha anlatmaya çalışacağım. Türk askeri, Osmanlı’nın son döneminden başlayarak dünyanın  dört bir yanına “ barışı ve huzuru” tesis etmek için  yola çıkmış ve bu uğurda  5 kıtada , 30 Ülkede 77 şehitlik bırakmıştır.
                   1. Dünya Savaşı yıllarıdır. Çanakkale  Savaşları kazanılmış  düşman kuvvetleri gemilerine binerek geldikleri gibi gitmiştir.Çanakkale’deki kuvvetler de başka cephelere kaydırılmıştır. Bu cephelerden birisi de  Galiçya Cephesidir. Birçoğumuzun ismini bile telaffuz edemediğimiz Galiçya neresidir? Galiçya o dönemde  Prusya,Rusya ve Avusturya  sınırlarında bir toprak parçasıdır.  Bu gün ise,  eski Galiçya toprakları Güney-Doğu Polonya ve Batı Ukrayna Cumhuriyetleri sınırları içinde bulunmaktadır. İşte o günkü Galiçya cephesine  Osmanlı İmparatorluğu  müttefiklerine  yardım için  askerlerini göndermiş ve Ruslarla  şiddetli çarpışmalar yaşanmıştır. İşte Osman  çavuşun hikayesi de bu çarpışmalardan birisini anlatmaktadır. Muzaffer Taşyürek’in “Hedefi  Meçhul Cephe Galiçya“    isimli kitabı bu cephede savaşan bir Osmanlı Teğmeninin tuttuğu günlüklerden alınmadır.
          Osman Çavuş Soğukkanlı ve  cesaretin timsalidir. Teğmen, Osman çavuşu şöyle anlatır:   Osman Çavuş’u bizim yüzbaşı daha  Balkan Harbi’nde tanımıştı.  O vakit onbaşı olan Osman bir gün  mangasıyla birlikte  bölüğün açık kalan sol  kanadına memur edilmişti. Bulgarların şiddetli bir taarruzu esnasında  ve keşif ateşi altında  yüzbaşı cephesine dalmış ve sol kanadını unutmuştu.  Birden Bulgarların  bu tarafa da sarkmış bulunduklarını hatırladı, yanındaki emir erini  Osman Onbaşı’nın ne yaptığını anlamak üzere  sol tarafa gönderdi. Osman Onbaşı’nın cephesinde  en az üç misli  Bulgar vardı.  O bunları durduracağım diye uğraşırken üç erini kaybetmiş kendisi de hafifçe başından yaralanmıştı.  Yüzbaşının emri ile  sürüne sürüne  manganın yanına yaklaştı ve seslendi:
-Osman Onbaşı, yüzbaşı ne yapıyorlar diye soruyor.
- Şimdilik düşmanı sindirmekle meşgulüz.
-Takviye felan ister misiniz?
- Biz sağ oldukça istemeyiz. Ama öldükten sonra pek bilmem.
- Senelerden sonra Yüzbaşı Osman  Çavuş’u bize anlatırken,
- Ben onu bu suretle tanıdım derdi.
Balkan Harbinden sonra  Osman Çavuş Terhis olur, memleketine gider. Fakat daha terhis tezkeresindeki mürekkep kurumadan seferberlik ilan olunur ve o da asker olarak  Çanakkale’ye gelir. Biz yüzbaşımla Kerevizdere’den dönerken arkamızdan koşa koşa  birisinin geldiğini gördük, nefer geldi, bir çocuk saflığı ile yüzbaşımın elini öptü ve;
-Beni tanımadınız mı efendim, ben Balkan  Harbi’nde sizin bölüğünüzdeki Nevşehir’li Osman Çavuş’um, dedi.
- Neredesin Osman Çavuş?
-Bu tümende efendim sizin tümende.
- Ne yapıyorsun ne vazifen var?
-Yaralanmaktan başka şimdilik bir vazifemiz yok,şu cepheye geleli daha dört ay olmadı , üç defa yaralandım geriye döndüm. Geldim , aksi gibi her defasında bölüğümü değiştirdim, yeni bölüğümde boş kadro olmadığı için artık çavuş diye de kullanmadılar,şimdi mangada erim.
O vakit yüzbaşı onu kendi bölüğüne alacağını vaad etti. Çanakkale’de bizim bölüğe geldikten sonra  yaralanmadı , şehit olmadı  ama başına da gelmedik şey kalmadı.  Bir gün  yetmiş kiloluk bir kara kedi( Karatorpili) ile kucak kucağa geldiler.bereket versin Allah acıdı da  torpil patlamadı, yoksa  Osman Çavuş’un zersini  bile bulmak mümkün olmayacaktı.
 Diğer bir gün  lağım dehlizlerinden birinde  hafif bir şekerleme yaparken tam altında bir İngiliz dehlizi infilak etti, evvela bir iki metre yukarı fırlattı  sonra enkaz ile beraber çukura düştü, her tarafı ağaç ve toprak altında kaldı, yanındaki arkadaşları boğulup gittiler. O da tam Azrail ile karşı karşıya  geleceği sırada bir İngiliz lağımı daha patladı, bu defa  Osman Çavuşu daha yükseklere fırladı, küt diye yere düştü fakat bu ikinci fırlayış onu kurtardı, kendisi bu sahneyi anlatırken:
-Gözlerimi açtım, havada pırıl pırıl yanan yıldızları gördüm. Azrail’i bu defa da  başımdan savmıştım demişti.
İşin asıl harikulade  tarafı şudur ki  bu tehlikelerle dolu bir maceranın  hiç birisi  Osman Çavuş’u korkutmamış,kılını kıpırdatmamıştır.
 
 
 
 

Anahtar Kelimeler : İbrahim KOYUNCU,
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku