Genel

Yavuz; “Biz, alın terimizin hakkını ve hizmetimizin ederini istiyoruz”

Yavuz; “Biz, alın terimizin hakkını ve hizmetimizin ederini istiyoruz”

Okunma: 497

5 Temmuz 2021 14:21
-A

+A

Kırşehir Eğitim Bir-Sen Başkanı Fatih Yavuz Haziran Ayı enflasyonu hakkında açıklamalarda bulundu.

Başkan Fatih Yavuz Haziran Ayı Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından kamu görevlilerine zammı reva görmüştür dedi.
Yapılan bu zammın memur maaşlarının enflasyona yenik düştüğünü ve memurun alım gücünün zayıflatıldığını belirtti.
Başkan Yavuz; Biz bugün burada, işte bu gerçekler ışığında, hem bir durum tespiti yapmak hem de oluşan kayıpların tazmini noktasında taleplerimizi dile getirmek için toplandıklarını söyledi.
Kırşehir Eğitim Bir-Sen Başkanı Fatih Yavuz yaptığı açıklamada; “Değerli arkadaşlarım, Kıymetli Basın Mensupları Hepiniz hoş geldiniz sefa getirdiniz.
Malum bugün Haziran ayı enflasyon rakamı açıklandı. Böylelikle kamu görevlilerinin 2021 yılı ilk
altı aylık zam oranına eklenecek enflasyon oranı da belirlenmiş oldu.
5. Dönem Toplu sözleşmenin mutabakatsızlıkla sonuçlanması sonucu Kamu İşvereni ve Kamu
Görevlileri Hakem Kurulu 2021 yılı için %3 + %3 zammı kamu görevlilerine reva görmüştü.
Bugün açıklanan 1,94’lük Haziran ayı enflasyon oranıyla 2021 yılı ilk altı aylık enflasyon farkı
5,45 olmuş, böylelikle 1 Temmuz 2021 itibariyle % 8,45’lik bir artış olmuştur. Bu zam değil,
enflasyon kaynaklı memurun kaybıdır.
Malum, 2019 yılı Ağustos ayında açıklanan ve
2020 yılı Ocak ayından itibaren geçerli olan
Hakem Kurulu kararından bugüne tam 18 ay geçti ve bu 18 Ayda:
Gerçekleşen enflasyon: %24,28
Hedeflenen enflasyon: %7,5
Memura verilen zam: %11,40
18 ayda Dolar %46,05 arttı.
18 ayda Euro %54,50 arttı.
18 ayda Altın (Gr.) %71,33 arttı.
18 ayda Yağ (18 LT) %116,04 arttı.
18 ayda Elektrik (kr/kWh) %30,91 arttı.
18 ayda Doğal Gaz (m3/TL) %23,68 arttı.
Bu veriler maalesef, memur maaşlarının enflasyona yenik düştüğünü, memurun alım gücünü
zayıflattığını gösteriyor.
Biz bugün burada, işte bu gerçekler ışığında, hem bir durum tespiti yapmak hem de oluşan
kayıpların tazmini noktasında taleplerimizi dile getirmek için toplandık.
İlk önce hemen şunu belirteyim ki, özellikle küresel dengesizlikler ve son 1 buçuk yıldır bütün
insanlığı etkisi altına alan ölümcül kovid-19 pandemisi, hayatımızın akışını derinden etkiliyor.
Dolayısıyla, böylesi zor koşullar altında, ülkemiz ekonomisinin kur üzerinden yaşadığı finansal
dalgalanma dâhil birçok konuyu serinkanlı bir değerlendirmeye tabi tutmamız gerektiği de
ortadadır.
Biz durduğumuz yerin sorumluluğunu da zorunluluğunu da iyi bellemiş bir emek örgütüyüz.
Evet, biz emeğimizin ve ekmeğimizin derdindeyiz.
Biz, alın terimizin hakkını ve hizmetimizin ederini istiyoruz.
Hiçbir gerçeği ıskalamadan, özellikle enflasyon üzerinden yaşanan gelir kayıplarının tazmini
noktasında hem sesimizi hem de sözümüzü bu meydandan ve diğer 80 ilimizden yükseltiyoruz.
Değerli kardeşlerim, Çok kıymetli basın mensupları
6. dönem toplu sözleşmenin arefesinde, bugün açıklanan enflasyon rakamları, deyim yerindeyse
evdeki hesabın çarşıya uymadığını bir kere daha tescil etmiştir.
Son 18 aylık enflasyon rakamlarına baktığımız zaman hedeflenen enflasyonun 3 katı, maaş ve
ücretlere yapılan artışın ise tam 2 katından fazla oranda bir sapma olduğu görülecektir.
Böylesi büyük bir sapma, hedeflenen enflasyon üzerinden ücretlendirme politikasının yanlışlığını
ortaya koymuyor mu?
Biz, ilk günden beri bu yöntemin yanlış olduğunu dile getirdik. kaldı ki, kamu işvereninin
üzerinden pazarlık yaptığı öngörüler hiçbir zaman tutmadı, tutmayacaktır da.
Aslında hükümet, oluşturduğu sistematikte “kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeyeceğiz”
diyerek bu gerçeği itiraf etmektedir.
Fakat Memur-Sen olarak; 4. ve 5. Dönem Toplu sözleşme süreçlerinde hükümetin sığınağı haline
gelmiş olan “kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeyeceğiz” sözünün hakkaniyeti yansıtmadığını
söyleyerek kamu görevlilerinin büyümeden ve refahtan pay alması gerektiğinin altını çizdik ve
bunun mücadelesini verdik.
Biz ülke gerçeklerini temel alan tekliflerle masaya oturduk hep
Ekonominin gerçekleri ve alın terinin hakkını vermeye dair gerekler yerine, tahmini enflasyon
rakamları ile alım gücünü sıfırlayan, gerçekleşmesi mümkün olmayan hedefler üzerinden
belirlenen artış oranına dayanan mantıkta ısrar etmenin manası ve anlamı yok.
Geldiğimiz nokta ortada yaşanan süreç maalesef
Memur-Sen’in haklılığını tescilledi.
Gelin bu çarpık sistematiği değiştirelim!
Hayali enflasyon hedefler üzerinden değil, reel gerçekler üzerinden artışları belirleyelim.
Artık enflasyon oranı bazlı güncelleme/yeniden değerleme katsayı uygulaması yerine büyümenin
yansıtıldığı, refah payının kamu görevlilerine aktarıldığı adil bir sistemin kuruluş startının hep
birlikte verelim.
Kamu görevlisi devletin yükü değil gücüdür.
Her şeye zam yapılırken memurun seyretmesi beklenemez
Biz, gerçeklere uygun yüzdelik zam, geçmiş kayıpların telafisi için seyyanen zam ve büyüyen
Türkiye’den memurların refahına düşen payını istiyoruz.
Kamu işvereninin belirlediği zam, Mart demeden buharlaşıyor.
Tam da bu yüzden, en düşük devlet memuru maaşının % 10’undan az olmamak üzere seyyanen
zam talebini her zemin ve şartta dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz.
Artık bahaneleri ortadan kaldıralım, gerçekleri konuşalım.
Gelin, kamu görevlilerini ferahlatacak ve bu amaçla da refahtan pay almalarını sağlayacak bir
paradigma değişimini hayata geçirelim.
Seyyanen zam çağrımız, bu kapsamda görülmeli, Gelir kayıpları giderilmeli...
Biz, olmayan bir kaynaktan artış istemiyoruz.
Var olan ve kamu görevlilerinden sakınılan bir kaynaktan payımız olanın, hakkımız olanın
verilmesini istiyoruz.
Büyüme ve refah payı üzerinden: kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerinin belirlendiği, emeğin
değerinin yükseldiği, alın terinin karşılığının verildiği yeni bir sistem yürürlüğe konulsun.
Evet, Türkiye’nin ekonomisi büyüyor…
İhracatta tüm zamanların rekoru kırılıyor.
Fakat birçok kesimin haklı olarak tepki gösterdiği şekilde Türkiye’nin büyümesinden sadece
• yüksek gelirli kesim,
• büyük sermaye ve
• finans sektörü pay alıyor.
Büyümenin ürettiği kaynağı, bu kesimler kendi arasında paylaşıyor.
Ne yazık ki, gelir dağılımındaki makas gün geçtikçe açılıyor, ülkeyi ayakta tutan orta sınıf eriyor,
tabanla tavan arasındaki uçurum büyüyor.
Evet, Türkiye ekonomisi büyüyor fakat memurlar büyümüyor.
Kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları söz konusu olduğunda
“mali disiplin”,
“bütçe imkânları” ve
“tasarruf tedbirleri” başta olmak üzere çeşitli bahaneler üretiliyor.
Hal böyle iken;
Sermaye ve finans kesimi için teşvik paketleri, vergi afları çıkarılıyor.
Bunun bir sosyal maliyetinin olacağını herkesin düşünmesi gerekmiyor mu?
Ben buradan taleplerimizin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum:
1. Ücretlere yapılacak artışın dışında, Türkiye’nin büyümesinde ve gelişmesinde en çok katkıya
sahip olan kamu görevlilerine refahtan pay istiyoruz.
2. Kamu görevlilerine, enflasyon kaynaklı yaşanan ekonomik kayıpların telafisi için en düşük
devlet memuru aylığının %10’u kadar seyyanen zam yapılmasını; En düşük devlet memuru
maaşının da yükseltilmesini istiyoruz.
3. Kamuda asli istihdamın kadrolu olmasını ve sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini
istiyoruz.
4. Yardımcı Hizmetler Sınıfının kaldırılarak, Personelin Genel İdari Hizmetler Sınıfına
geçirilmesini istiyoruz.
5. Siyasi iradenin vaadi olan 3600 ek göstergenin sınıf ve unvan ayrımı yapılmaksızın yerine
getirilmesini istiyoruz.
6. Aile yardımının artırılmasını ve emeklilere de ödenmesini istiyoruz.
7. Memurlara da Dini Bayram İkramiyesi ödenmesini istiyoruz.
8. Ek Ödeme oranlarında artış istiyoruz.
9. Derece-Kademe sınırlandırılmasının kaldırılmasını istiyoruz.
10. Temel insan haklarından olan grev ve siyaset hakkının verilmesini istiyoruz.
KATILIMLARINIZDAN DOLAYI HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDER, SAYGILAR SUNARIM” dedi.

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku